Akran Zorbalığı ve Velilerin Rolü

Akran Zorbalığı ve Velilerin Rolü: Çocuklarımızı Saygılı ve Empati Sahibi Bireyler Olarak Yetiştirmek

Değerli Veliler,

Eğitim sadece akademik başarılarla sınırlı değildir; aynı zamanda çocuklarımızın duygusal, sosyal ve ahlaki gelişimini de içerir. Bu bağlamda, sınıf ortamında karşılaşabileceğimiz bazı kuralsızlıklar ve disiplin sorunları olağan bir durum olabilir. Ancak, bu durumlar göz ardı edilmemeli, aksine üzerine ciddiyetle gidilmelidir. Çocuklarımız, sınıf içerisinde bazen bilerek ya da bilmeyerek arkadaşlarıyla oynarken el kol hareketleri yapabilir, birbirlerinin kafasına vurabilir, fiziksel şiddet uygulayabilir ya da kötü sözler sarf edebilirler. Bu tür davranışlar, ne yazık ki, çocuklarımızın öğrenmesi gereken saygı, hoşgörü ve empati gibi değerlerimizle çelişmektedir. Bu noktada, akran zorbalığına karşı hem okul hem de aileler olarak birlikte hareket etmemiz gerekir.

Akran Zorbalığı Nedir ve Neden Önemlidir?

Akran zorbalığı, bir çocuğun kasıtlı olarak bir başka çocuğa fiziksel, sözlü ya da duygusal zarar vermesi olarak tanımlanır. Bu zararlar, kimi zaman alay etme, dışlama, tehdit, dedikodu yayma, fiziksel saldırı gibi biçimlerde karşımıza çıkabilir. Çocuklar bazen bu davranışları “şaka” olarak görebilirler ancak sonuçları oldukça yıkıcı olabilir. Zorbalığa maruz kalan çocuklar, özgüven kaybı yaşayabilir, okul başarıları düşebilir ve psikolojik travmalar yaşayabilirler. İşte tam da bu sebeplerden dolayı, veliler olarak çocuklarımızı bu konuda bilinçlendirmek ve yönlendirmek sorumluluğumuz altındadır.

Kuralsızlıklar ve Disiplin Sorunlarını Kabullenmek

Çocuklar, henüz tam olarak doğruyu yanlıştan ayırt edemedikleri yaşlardadırlar. Bu yüzden sınıf içerisinde oyun oynarken ya da grup çalışmaları yaparken kuralsız davranışlar sergilemeleri, bazen bilinçli, bazen de bilinçsiz olabilir. Özellikle büyüme sürecinde sınırları denemek çocuklar için normaldir. Örneğin, bazı çocuklar oyun sırasında el kol hareketleri yaparak ya da arkadaşlarının kafasına vurarak fiziksel şiddet uygulayabilir. Bir başka grup çocuk ise kötü sözler sarf edebilir ya da arkadaşlarını küçük düşürmeye çalışabilir. Ancak bu tür davranışlar, hem sınıf düzenini bozar hem de çocuklar arasındaki ilişkileri zedeler. İşte bu noktada biz ebeveynler olarak çocuklarımıza, bu tür davranışların neden yanlış olduğunu anlatmalı ve empati, hoşgörü gibi değerlerle harmanlanmış bir disiplin anlayışı sunmalıyız.

Sana Yapılmasını İstemediğin Bir Şeyi Başkasına Yapma” İlkesini Öğretmek

Çocuklarımızın kendilerine yapılmasını istemediği davranışları başkalarına da yapmamaları gerektiği konusunda bilinçlendirilmesi, zorbalıkla mücadelenin en önemli adımlarından biridir. Bu ilke, Peygamber Efendimizin (s.a.v) “Sana yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma” hadisine dayanmaktadır ve çocukların küçük yaşta öğrenmesi gereken en temel ahlaki prensiplerden biridir. Empati duygusunun çocuklarımıza kazandırılması, onların başkalarının yerine kendilerini koymalarını ve karşılarındaki insanların duygularını anlamalarını sağlar. Eğer çocuklarımıza başkalarına zarar vermenin kötü sonuçlarını öğretebilirsek, zorbalık gibi olumsuz davranışların önüne geçebiliriz.

Yanlış Anlayışlarla Mücadele: “Sana Vurana Sen de Vur” Tavrı

Maalesef, bazı ebeveynler, “sana vurana sen de vur” ya da “sana kötü söz söyleyene sen de aynısını söyle” gibi yanlış anlayışları çocuklarına aşılayabilmektedir. Bu tür anlayışlar, çocukların sorunları sağlıklı bir şekilde çözme yeteneğini zedeler ve şiddeti bir çözüm aracı olarak görmelerine yol açabilir. Bu yaklaşım, sadece zorbalığı körüklemekle kalmaz, aynı zamanda çocukların duygusal ve sosyal gelişiminde derin yaralar açar. Veliler olarak çocuklarımızın bu tür yanlışa düşmemesi için onlara daha yapıcı ve barışçıl yolları öğretmeliyiz. Çocuklarımızın karşılaştıkları sorunlarda sağduyulu olmaları, şiddete başvurmadan sorunları çözmeleri gerektiğini anlatmalıyız.

Doğru Örnek Olmak

Çocuklar, yetişkinlerin davranışlarını izler ve onları örnek alırlar. Biz ebeveynler olarak, çocuklarımıza doğru örnek olmalıyız. Kendi aramızda ya da başka insanlarla kurduğumuz ilişkilerde saygı, hoşgörü ve nezaket gibi değerleri ön planda tutarak onlara yol göstermeliyiz. Çocuklar, evde gördükleri davranışları okula ve sosyal çevrelerine yansıtırlar. Eğer aile içinde saygı ve empatiye dayalı bir ilişki kültürü oluşturabilirsek, çocuklarımız da dış dünyada bu değerleri benimseyerek davranacaklardır.

Uzman Desteği Almaktan Çekinmemek

Zorbalık, bazı durumlarda ebeveynlerin ve öğretmenlerin çabalarına rağmen çözülemeyebilir. Eğer çocuğunuzun zorbalığa maruz kaldığını ya da zorbalık yaptığını fark ediyorsanız ve bu durumu kendi başınıza çözemiyorsanız, bir uzmandan yardım almak en doğru adım olabilir. Psikologlar, rehber öğretmenler ve çocuk gelişimi uzmanları, çocukların duygusal ve sosyal sorunlarını anlamada ve çözmede önemli bir destek sunabilir. Sorunlar büyümeden, gerekli adımları atmak, hem çocuklarınızın hem de çevresindekilerin sağlıklı gelişimi için önemlidir.

Birlikte Hareket Etmek ve Sorumluluk Almak

Akran zorbalığıyla mücadelede hepimiz sorumluluk sahibiyiz. Sadece çocuklarımızı bilinçlendirmekle kalmamalı, aynı zamanda okulla işbirliği içinde olmalıyız. Öğretmenler, rehberlik uzmanları ve veliler, çocuklarımızın sağlıklı bir öğrenme ortamında büyümesi için ortak hareket etmelidir. Zorbalığa karşı verilen mücadele, sadece bir bireyin değil, toplumsal bir sorumluluktur.

Sonuç

Çocuklarımız, bizlerin ayak izlerini takip eder. Onlara ne öğretirsek, gelecekte de onu sergilerler. Akran zorbalığı gibi olumsuz davranışların önüne geçmek, çocuklarımıza empati, saygı ve hoşgörü gibi değerleri kazandırmakla mümkündür. Veliler olarak, çocuklarımızı doğru yönlendirmeli, yanlış davranışları görmezden gelmemeli ve sorunlarla karşılaştıklarında doğru çözümler sunmalıyız. Ayrıca, gerektiğinde uzman desteği almaktan çekinmemeliyiz.

Unutmayalım ki, çocuklarımız bizim geleceğimizdir. Onlara sağlıklı bir ahlak ve değer sistemi sunarsak, daha barışçıl ve saygılı bir toplumun temellerini atmış oluruz. Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi, “Sana yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma” ilkesini hayatlarının merkezine alarak, çocuklarımızı bilinçli, vicdanlı ve empati sahibi bireyler olarak yetiştirelim.

 

İDRİS GÖKALP / 11.10.2024

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir