Fetih Sûresi 23. Âyet’in Derinlikli ve Hikmetli Tefsiri

Fetih Sûresi 23. Âyet’in Derinlikli ve Hikmetli Tefsiri

Fetih Sûresi’nin 23. âyeti, Kur’ân-ı Kerîm’in tarih, ahlâk, siyaset, sosyoloji ve iman eksenlerini tek bir cümlede buluşturan son derece kuşatıcı âyetlerinden biridir. Âyet şöyledir:

“Allah’ın öteden beri süregelen sünneti budur. Allah’ın sünnetinde asla bir değişiklik bulamazsın.”

Bu kısa fakat sarsıcı ifade, Kur’ân’ın insanlığa sunduğu en temel ilkeyi hatırlatır: Tarih rastgele akmaz; zaferler, hezimetler, yükselişler ve çöküşler keyfî değildir. Her şey ilâhî bir yasa, yani Sünnetullah çerçevesinde cereyan eder.

Bu âyetin anlaşılması için öncelikle Fetih Sûresi’nin genel bağlamını hatırlamak gerekir. Sûre, Hudeybiye Antlaşması sonrası inmiştir. Müslümanların zahiren geri adım attığı, müşriklerin üstün göründüğü bir tabloda Kur’ân, bu süreci “apaçık fetih” olarak nitelendirmiştir. Çünkü ilâhî bakış, anlık görüntülere değil, sürecin nihai hakikatine odaklanır. İşte 23. âyet tam da bu noktada devreye girer ve şunu söyler: Hak ile bâtıl arasındaki mücadelede Allah’ın işleyiş yasası değişmez; bugün görünen manzara, yarın tecelli edecek hakikatin garantisi değildir.

Âyetin merkez kavramı olan Sünnetullah, Allah’ın hem kevnî hem de toplumsal hayata koyduğu değişmez ilkelerdir. Nasıl ki ateş yakar, su boğar, yerçekimi düşürürse; zulüm de çökertir, adalet yükseltir, sabır sonunda meyve verir, ihanet dağılmayı doğurur. Bu ilke sadece Müslümanlar için değil, tüm insanlık için geçerlidir. Kur’ân bu yönüyle romantik bir din anlatısı sunmaz; son derece gerçekçi, tarihsel ve toplumsal bir bilinç inşa eder.

İbn Kesîr bu âyeti tefsir ederken, Allah’ın geçmiş kavimler üzerindeki uygulamalarını hatırlatır. Nuh kavmi, Âd, Semûd, Firavun ve benzeri toplumlar; güç, iktidar ve kalabalıklarına güvenmişler fakat ilâhî yasayı ihlâl ettikleri için tarihten silinmişlerdir. Burada dikkat çekici olan husus şudur: Allah, bir toplumu sadece inkâr ettiği için değil; zulmü sistemleştirdiği, adaleti yok ettiği, hakkı bastırdığı için helâk eder. Bu, Sünnetullah’ın ahlâkî boyutudur.

Seyyid Kutub, bu âyetin çağlar üstü mesajına özellikle vurgu yapar. Ona göre Fetih Sûresi 23. âyet, Müslümanları duygusal iniş çıkışlardan kurtarmayı hedefler. Zira Müslüman bazen “Biz hak yoldayız, neden yeniliyoruz?” sorusuna takılır. Kur’ân bu âyetle cevap verir: Hak yolda olmak tek başına yeterli değildir; hak yolun gereklerini yerine getirmek gerekir. Sabır, sebat, ahlâk, adalet, liyakat ve bedel ödeme olmadan ilâhî yardım beklemek, Sünnetullah’a aykırıdır.

Bu noktada âyetin kader anlayışıyla ilişkisi de doğru okunmalıdır. Fetih 23, pasif bir kaderciliği değil, sorumluluk merkezli bir kader anlayışını öğretir. Allah’ın sünneti değişmez ama insanın tercihi sürecin yönünü belirler. Müslümanlar sünnete uygun davrandıklarında yardım gelir; sünnete aykırı davrandıklarında sonuçlarına katlanırlar. Bu, “dua et, bekle” anlayışı değil; “dua et, çalış, bedel öde” anlayışıdır.

Âyetin siyasal ve toplumsal mesajı da son derece nettir. Gücü elinde tutanlar, iktidarlarını mutlak sanmamalıdır. Tarihte hiçbir zulüm ebedî olmamıştır. Bugün güçlü görünenlerin yarın tarihin dipnotuna dönüşmesi, Sünnetullah’ın tekrar eden sahnelerindendir. Aynı şekilde bugün zayıf görünenlerin yarın tarih yazması da bu ilâhî yasanın bir başka yüzüdür. Hudeybiye bunun en canlı örneğidir.

Fetih 23, bireysel hayata da hitap eder. Bir insan dürüst olduğu hâlde kaybediyor, sabırlı olduğu hâlde zorlanıyor olabilir. Âyet, aceleci beklentileri terbiye eder. Allah’ın sünneti süreçlidir; tohum atılır, beklenir, sulanır ve vakti gelince meyve verir. Sabırsızlık, ilâhî yasaya güvenmemektir.

Sonuç olarak Fetih Sûresi 23. âyet, Kur’ân’ın tarih felsefesini, iman ahlâkını ve toplumsal yasalarını tek cümlede özetler. Bu âyet, Müslüman’a şunu öğretir: Allah taraf tutmaz; ilke tutar. Kim o ilkelere sarılırsa, sonucu da onunla birlikte alır. Dün böyleydi, bugün böyledir, yarın da böyle olacaktır. Çünkü Allah’ın sünnetinde asla değişme yoktur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir