TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI VE ÇOCUKLARIMIZ
Hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş bulunan ve çocuklarımız gibi hızlı bir şekilde büyüyüp gelişen bir teknoloji gerçeği var çağımızda. Televizyon, telefon, tablet ve bilgisayarlar hayatımızın her an içinde.
Günümüzde çocuklar teknoloji ile neredeyse doğdukları andan itibaren tanışıyorlar. Daha çok küçük yaşlarda çocuklarımızın tablet, bilgisayar, akıllı telefon, oyun konsolu, televizyon ve internet ile haşır neşir olduklarından eğer başlarında bilinçli ebeveynler (anne-babalar) yoksa zaman zaman işin dozunu kaçırarak teknolojiye bağımlı hale geldiklerini görebiliyoruz.
Bağımlılık kişinin kullandığı bir nesne üstünde kontrolünü kaybetmesi ve onsuz bir yaşam sürememeye başlamasıdır. Teknoloji bağımlılığı diğer bağımlılıklarda olduğu gibi kişinin bağımlısı olduğu teknolojik ürüne ulaşamadığında yoksunluk yaşadığı bir durum olarak tanımlanmaktadır. Teknoloji bağımlılığı, teknolojiyi kullanmada ve onunla ilişkide kişinin iradesini kaybetmesi, kendini denetleyememesi ve onsuz bir yaşam sürememeye başlaması hali olarak da ifade edilebilir.
Çocuğumuzun teknoloji bağımlısı haline geldiğini şu şekilde anlayabiliriz. Çocuğumuz odasında gereğinden fazla vakit geçiriyorsa, ailesi ile paylaşımı azaldıysa, ona uyarılar süresince arada sürtüşmeler yaşanıyorsa, ileri boyutlara taşınıyorsa, çocuk arkadaşları ile görüşmeyi bıraktıysa ve sürekli sosyal medyada, oyun odalarında vakit geçiriyorsa, bilgisayar başında ya da televizyondaysa; depresyon, uykusuzluk, sinir hali varsa ve çocukta yavaş yavaş saldırganlık başladıysa teknoloji bağımlısı diyebiliriz.
Özellikle yemek yemesi ya da uslu durması için çocukların eline verilen dijital aletlerin büyük tuzak olduğunu, ailelerin çocukları kontrol altına almak için onlara teknolojik alet verdiklerinde, zamanla o alete karşı bir bağımlılık geliştirebileceklerini bilmek gerekiyor. Kısaca 3T olarak tanımlayabileceğimiz televizyon, tablet ve telefonların doğru kullanılması halinde hayatı oldukça kolaylaştırması söz konusu iken doğru bir çerçeve içerisinde kullanılmadığı takdirde bağımlılık olabilecek bir risk barındırmaktadırlar.
Teknoloji bağımlılığı çocuğun manevi gelişimine zarar verebilir. Çocukların iç dünyasının ve hayal gücünün fakirleşmesine neden olabilmektedir. Bu durum, manevi gelişimin zarar görmesine ve çocukların büyüme süreçlerinin yavaşlamasına sebep olmaktadır.
Tam olarak ne istediğini bilmeyen ama “ısrarla bir şeyler isteyen” çocukların maymun iştahları ölçüsüzce beslendiğinde, yaşamlarının ilerleyen yıllarında, ne istediğini bilmeyen tatminsiz yetişkinlere dönüşürler ve o yetişkinler, neler satın alsalar da içlerinde giderilemeyen bir boşluk hissiyle, yani manevi açlıkla yaşamlarını sürdürürler.
Teknoloji bağımlılığının birçok fiziksel zararı olduğunuz biliyoruz. Örneğin; Gözlerde yanma, boyun kaslarında ağrı ve sertleşme, beden duruşunda bozukluk, bel, sırt ve omurga ağrıları, elde uyuşukluk, halsizlik, uykubozuklukları, yeme bozuklukları, anti sosyal kişilik bozukluğu, obezite vb.
Teknolojinin sorunlu kullanımı sadece yetişkinleri değil, bilhassa çocukları da psikolojik açıdan olumsuz yönde etkilemekte.Teknolojiyle uzun zaman geçiren çocuklar daha da içe kapanırlar ve sosyal açıdan kendilerini geliştiremezler. Yalnızlığını teknolojik bir makine ile gideren çocuklar, zamanla ilişkileri de aynı mekaniklikle yaşamaya başlar. Zamanla arkadaş edinmekte zorlanırlar hatta okulda arkadaşları tarafından dışlanmaya ve zorbalığa maruz kalabilirler.
Teknolojik aletlerin kullanılması anne ve babası tarafından engellendiğinde aşırı tepkiler verme gibi belirtiler psikolojik travmanın yarattığı etkiler arasında sayılabiliyor. Bu grup çocuklarda depresyon, otizm ve dikkat eksikliği daha fazla görülebiliyor.
Ayrıca özellikle çocuk ve ergenler internet üzerinde siber zorbalığa (internet üzerinden bireye uygulanan psikolojik saldırı) maruz kalıyorlar. Bunun sonucunda bireylerde depresyon, kaygı ve intihar görülebiliyor.
Sanal gerçekliğin ve haz odaklı faaliyetin çocukların beyin ve karakter gelişimleri üzerinde yarattığı zararlar açısından çocukları bu tip teknolojilerle olabildiğince geç yaşta tanıştırmak son derece önemli. Unutulmamalıdır ki, 18 yaş altındaki bireyler, korunmaya muhtaç kişilerdir. Bu sebeple, ebeveynlerinin onların her türlü faaliyetlerini denetlemek ve güvenliklerini tehlikeye atan bir tehdit ortamı hissettiklerinde önlemlerini alma hakları vardır.
Bağımlılığın önüne geçmek için alınacak tüm önlemler kesinlikle bir yasaklama biçiminde olmamalı. Anne ve babalar çocuklarının kullandıkları teknolojik cihazları ve onların internet üzerinde yaptıklarını denetleyebilmeleri için önce kendilerini eğitmeleri ve bilinçlenmeleri artık bir zorunluluk. Teknolojiden anlamayan veya bu konuda kendini geliştirmeyen bir anne-baba çocuklarına bilinçli bir denetim uygulayamayacağı gibi doğru bir biçimde yönlendirme de yapamıyor.
Teknoloji bağımlılığı konusunda üç tip ebeveyn modelinin öne çıktığını söyleyebiliriz. İlki bağımlılığa karşı duyarsız anne ve babalar; bu anne babalar çocuğun fiziksel sağlığı ya da akademik başarısı üzerinde dururlar. Çocuğun teknoloji kullanımının taşıdığı riskler hakkında duyarlı değillerdir.
İkinci tip ebeveyn modeli bağımlılık konusunda kaygı taşıyan anne ve babalar; sorunun farkındadırlarfakat yaklaşımlarında bilinçli değillerdir. Otoriter ya da aşırı koruyucu tutumlarıyla çocuklarıyla gerilim yaşarlar. Bu ebeveynlerin kural koyma girişimleri verimli bir sonuca varmaz. Öfkelenirler ve tepkilerini yüksek sesle dile getirirler. Koruyucu ebeveynler ise tutumları nedeniyle kural koymayı başaramazlar.
Son ebeveyn modeli bağımlılık hakkında bilinçli anne ve babalar; bağımlılık riskinin hem farkındadırlar hem de bu konuda çözüm arayışı içindedirler. Çocuğun yaş dönemine göre tutarlı davranışları vardır. Küçük yaşlardan itibaren teknoloji bağımlılığı hakkında doğru önlemler alan örnek anne babalardır.
Teknolojik bağımlılığa çözüm ararken, akılda tutulması gereken nokta, günümüz dünyasında teknolojiye tamamen sırt çevirmenin mümkün olmadığıdır. Önemli olan teknolojiyi doğru ve etkin kullanmaktır.Özellikle küçük yaştaki çocukların, teknolojiyi doğru ve etkin kullanmak için ebeveynlerinin yönlendirmesine ihtiyaçları vardır.
Teknoloji ile çok erken yaşta tanışan ve uzun saatlerini sanal dünyada geçiren çocukların birçoğu, sosyal hayattan kopmaktadır.Mahalle kültürünün giderek yok olması, çocukların sokakta geçirdikleri vaktin azalması, geleneksel oyunların unutulması da çocukları bilgisayar oyunlarına ve sanal arkadaşlara yönlendirmektedir.
Çocukta teknoloji bağımlılığı belirtileri varsa, ilk başta şunu tespit etmek gerekiyor: Bu bir teknoloji bağımlılığı mıdır, yoksa ciddi anlamda hayata zarar verecek şekilde bir kötüye kullanım mıdır? Teknoloji bağımlılığı varsa mutlaka psikolojik ve psikiyatrik desteğe başvurmak gerekir.. Şayet sorun bağımlılık düzeyinde değil, kötüye kullanım düzeyindeyse; yani kişi interneti veya teknolojik araçları hayatında olumsuz etki edecek düzeyde kullanıyor ise, o zaman bu olumsuz ve kötüye kullanıma sebep olan faktörlerin üzerinde durmak lazım. Yasaklamak, çocuğa yaptırımlar uygulamak bir yere kadar fayda sağlar. Önemli olan o kötü ve yanlış kullanıma, olumsuz sonuçlarına rağmen kullanmaya devam etmeye neden olan risk faktörlerini ortadan kaldırmaya çalışmaktır.
İki yaşından küçük çocukların internet, televizyon ya da bilgisayarla karşılaşması uygun değildir. Okul öncesi yaş grubu için günde 30 dakikayı geçmeyecek şekilde internet kullanımı yeterlidir. İlköğretimin ilk dört yılında ödev haricinde oyun ve eğlence için günlük 45 dakika zaman ayrılmalıdır. Sonraki yıllarda hafta sonu daha esnek olmakla birlikte günde bir saat kullanım uygundur. Lise çağında da günlük iki saat yeterlidir.
Teknoloji bağımlılığından çocukları korumak için çocuklarının öncelikle yeteneklerine uygun spor ve sanat etkinliklerine yönlendirmeleri gerekiyor. Çocuklar enerjilerini verimli etkinliklere aktarmalı. Sokaklara karşı ön yargılarını azaltmalı ve komşuluk ilişkilerini geliştirerek çocuklarının dışarıda arkadaşlarıyla oynamasına fırsat vermeli. Eğer çok kaygılanıyorsa anne baba çocuklarıyla dışarı çıkabilir ve onlar oynarken onları izleyebilir.
Çocukları arkadaşları ile doğal yollardan görüşmeleri için yönlendirip, akran grupları içerisinde sosyalleşmesini sağlamalıyız.Çocuğun dışarıda oynayacağı fırsatların yaratılması, çocukların spora, sanata özendirilmesi ve enerjilerini bilgisayar oyunları yerine daha verimli etkinliklere ayırmasını sağlanmalıdır. Bu konuda aileler çocuklarına okul öncesi dönemden eğitim vermelidirler.
Çocuğumuzun arkadaşlık ilişkilerini destekleyip, onları bir araya getirecek aktivite planlamalıyız.Çocuğunuzun bilgisayar kullanımını kontrol edip, sanal ortamdaki arkadaşlarını tanımalıyız.
Çocuğunuzu, internette tanıştığı kişilerle hiçbir şekilde telefonda konuşmaması, kendi hakkında bilgi vermemesi (kimlik ve adres bilgisi, vs.) ya da herhangi bir şekilde görüşmemesi konusunda uyarın.Kendi tavır ve tutumlarınız ile çocuğunuza olumlu model olmaya çalışın.
Akıllı telefon/tablet vs. gibi aletleri çocukları teselli etmek, susturmak için asla kullanmayın.Çocukların kontrolsüz ve uzun süre internet kullanmasına izin vermeyin.Yemek ve çay saatlerinde bilgisayar başındaki çocuğa servis yapmayın, size katılmasını sağlayın.Televizyon veya internet benzeri teknolojik alet merkezli ev düzeni kurmayın.
Sonuç olarak bağımlılığın sebebi sadece teknoloji değil, çocuğun kendisi ve ortamıdır aynı zamanda.O zaman bu bağımlılığı ortadan kaldırmak istiyorsak, çocuğun gerçek yaşamını, ev ve okul ortamını tekrar düzenlememiz gerekiyor. Bu durumda çocuğun bağımlılığı ortadan kalkacak veya azalacaktır. Bu çözüm olmazsa, profesyonel desteğe başvurulmalıdır.
İDRİS GÖKALP